Günlerdir, çocukların yaygaraları yankılanıyor sitenin içinde. Oynayacak başka alanları yok, haklılar. Oynadıkları yer beton-araba park yeri. Ne yazık diye düşünürken, kendi çocukluğumu hatırlamaya başladım. O günlere bir özlem ki sormayın...
Bu sabah bir ihtiyacı da bahane ederek merkez çarşıya indim. Girmediğim sokakları da tanımak, nerede ne vardır öğrenmek istedim. VE KARŞIMA ÇOCUKLUĞUM ÇIKMASIN MI!!!!!
İşte, bu mahalleyi bu yüzden çok seviyorum. Umulmadık bir yerden birşey çıkıveriyor karşma ve ben nerelere gidiyorum.....
Haa, 'gitmek dedim de; bugün saat 14.00'te Taksim'deyim. Tünel'e kadar yürüyeceğiz. İnternetimize dokunmasınlar diye. Hepimiz için yani...
6 yorum:
Bizim için de yürü lütfen...
malesef gelemiyoruz, bu gün babam gidiyor...ama sen tüm blogspotcuları temsil et.
Benim evimin bahçe kapısını sarardı o gül... Denizi olmayan yerdekini...
Öptüm seni Ecemm
Ecem 13.30'da AKM'nin önünde olacağız.
:)
tahta kanatlardan oluşan, ev sahiplerinin içinde Hacca gitmiş birisinin olduğunu bildiren yeşil renge boyanmış ve çocukluğumuzda gözümüze dev gibi görünen kapılar var bir de. senin çocukluğunda da var mıydı Ecem?
yürüyüşe katılmana çok saygı duydum.
Of o güllü çardakta oturup içilen bir fincan kahve insanın ömrünü uzatır yahu. Ben çocukken dayım yeni evlenip bir eve taşınmıştı, balkonu, merdivenleri çılgın gibi açan bir hanımeliyle kaplıydı. Dayımlar huzurlu muydu bilmem ama ne hikmetse bana hanımelinin açtığı evlerde hep huzur vardır gibi gelir...
Ben böyle bir çocukluk geçirdimmi diye düşündüm de... Yok yok sen daha şanslısın :)
teşekkürler...
Yorum Gönder