Bu blog artık yaşlandı ve çok yoruldu. Çok da yordu, biliyorum.
En zor zamanlarımda, hep yanımda olduğunuzu hissettiren yorumlarınızın, benim için çok değerli olduğunu bilmenizi istiyorum. Hiçbir şey yazmadan çıkıp gitmek sizlere saygısızlık olurdu; bu da bana yakışmazdı.
Herşey için çok teşekkür ediyorum. Her zaman, hepinizi sevgiyle hatırlayacağım.
Herkes çok sağlıklı ve çok mutlu olsun. Yaşama sevinciniz hiç eksilmesin.
22 Mayıs 2011 Pazar
20 Mayıs 2011 Cuma
ANKETLERE İTİBAR EDİN, KENDİNİZİ TANIYIN VE TANITIN
İlâçlarımı yazdırmak için, sabahın erkeninde aile hekimime gittim.
Sağlık Bakanlığı'nın istediği bir formu doldurmam gerekiyormuş.
Sordu Alp Bey; Boy? Kilo? Bel çevresi?
"Ne o?" dedim., "Bakanlık bana mayo mu gönderecekmiş?"
Gülüştük doktorla.
Obezite kontrolu imiş..
"Normal çıktınız" dedi.
En yetkili ağızdan; NORMAL mişim.
Aksini düşünen varsa, raporun fotokopisini gönderebilirim.
Sağlık Bakanlığı'nın istediği bir formu doldurmam gerekiyormuş.
Sordu Alp Bey; Boy? Kilo? Bel çevresi?
"Ne o?" dedim., "Bakanlık bana mayo mu gönderecekmiş?"
Gülüştük doktorla.
Obezite kontrolu imiş..
"Normal çıktınız" dedi.
En yetkili ağızdan; NORMAL mişim.
Aksini düşünen varsa, raporun fotokopisini gönderebilirim.
15 Mayıs 2011 Pazar
BEN
Ne kadar şanslı bir çocukluk geçirmişim meğer. O günlerde, sahip olduklarımızın pek önemi yoktu, çünkü herkesin evi küçük ya da büyük bahçeler içindeydi. Herkesin, az ya da çok sebzesi, meyve ağaçları vardı. Birçok evin bahçesinde tavuk kümesleri, yumurtlayan tavukları vardı. Pazardan yumurta meyve, sebze aldığımız yoktu.
Günlerdir, çocukların yaygaraları yankılanıyor sitenin içinde. Oynayacak başka alanları yok, haklılar. Oynadıkları yer beton-araba park yeri. Ne yazık diye düşünürken, kendi çocukluğumu hatırlamaya başladım. O günlere bir özlem ki sormayın...
Bu sabah bir ihtiyacı da bahane ederek merkez çarşıya indim. Girmediğim sokakları da tanımak, nerede ne vardır öğrenmek istedim. VE KARŞIMA ÇOCUKLUĞUM ÇIKMASIN MI!!!!!


Bu güzellik, benim doğduğum evin bahçesindeki kameriyeyi saran O GÜZELLİK.. Çardak gülü derdi babaannem(Lâtince adını Mine bilir ancak). Kokusu ömre bedeldir. O kameriye içinde akşamüstü oturulup içilen çayların kokusu ile bütünleşir.
İşte, bu mahalleyi bu yüzden çok seviyorum. Umulmadık bir yerden birşey çıkıveriyor karşma ve ben nerelere gidiyorum.....
Haa, 'gitmek dedim de; bugün saat 14.00'te Taksim'deyim. Tünel'e kadar yürüyeceğiz. İnternetimize dokunmasınlar diye. Hepimiz için yani...
Günlerdir, çocukların yaygaraları yankılanıyor sitenin içinde. Oynayacak başka alanları yok, haklılar. Oynadıkları yer beton-araba park yeri. Ne yazık diye düşünürken, kendi çocukluğumu hatırlamaya başladım. O günlere bir özlem ki sormayın...
Bu sabah bir ihtiyacı da bahane ederek merkez çarşıya indim. Girmediğim sokakları da tanımak, nerede ne vardır öğrenmek istedim. VE KARŞIMA ÇOCUKLUĞUM ÇIKMASIN MI!!!!!
İşte, bu mahalleyi bu yüzden çok seviyorum. Umulmadık bir yerden birşey çıkıveriyor karşma ve ben nerelere gidiyorum.....
Haa, 'gitmek dedim de; bugün saat 14.00'te Taksim'deyim. Tünel'e kadar yürüyeceğiz. İnternetimize dokunmasınlar diye. Hepimiz için yani...
14 Mayıs 2011 Cumartesi
EMEKLİLİK GÜZEL ŞEY VESSELÂM:))
Ayyyhhhh vallaa ne yazsam nispet olacak. Ama yazmazsam da çatlarım.
Ben pek bir gezenti oldum bu aralar. Hem de kendi başıma. Esiveriyor birden, elimde ne iş varsa bırakıp, nereye gideceğime karar vermeden çıkıyorum evden. Minibüse bindikten sonra oluşuyor fikir. Plânsız-programsız yani. Bunun keyfini anlatamam.
Son iki sabahın aksine, dün 06.00'da son derece zinde uyandım. Okula gönderecek çocuğum, birlikte kahvaltı edeceğim sevgilim, sokağa çıkartmak zorunda olduğum bir köpeğim yok madem, bari biraz yemek yapayım da mutfak faaliyet görsün dedim(şaşırdınız tabi). Yemekteyiz programında 3 saat içinde 4 çeşit yapıyorlar.Mutfakları pislikten geçilmiyor. Ben 2.5 saatte yaptım(Z.yağlı taze fasulye, etli biber dolması,cacık, soslu pancar yaprağı salatası iki kâse yoğurt mayaladım). Mutfağım pırıldı üstelik.
08.30'da kendime mükellef bir kahvaltı hazırladım;Yumurta, ev yapımı portakal reçeli, beyaz peynir, yeşil çizik zeytin, mandıradan gelen miss gibi süt(yoğurttan artan). Bu kahvaltıda bana, güzel sesi ile Lorena Mak Kenıt eşlik etti.
Olmazsa olmaz az şekerli-kallavi kahvemi de içtikten sonra, ver elini Kadıköy..Kitapçılar, eskiciler, kırtasiyeciler derken kendimi Moda'da buldum. Hava güzel, güneş davetkâr, sağlıklıyım, içim kıpır kıpır. Bundan gayrı mutluluk mu var ?
Herkesin çookk güzelbir hafta sonu olsun. Cumartesi günü çalışanlara(!) sabırlar.
Ben pek bir gezenti oldum bu aralar. Hem de kendi başıma. Esiveriyor birden, elimde ne iş varsa bırakıp, nereye gideceğime karar vermeden çıkıyorum evden. Minibüse bindikten sonra oluşuyor fikir. Plânsız-programsız yani. Bunun keyfini anlatamam.
Son iki sabahın aksine, dün 06.00'da son derece zinde uyandım. Okula gönderecek çocuğum, birlikte kahvaltı edeceğim sevgilim, sokağa çıkartmak zorunda olduğum bir köpeğim yok madem, bari biraz yemek yapayım da mutfak faaliyet görsün dedim(şaşırdınız tabi). Yemekteyiz programında 3 saat içinde 4 çeşit yapıyorlar.Mutfakları pislikten geçilmiyor. Ben 2.5 saatte yaptım(Z.yağlı taze fasulye, etli biber dolması,cacık, soslu pancar yaprağı salatası iki kâse yoğurt mayaladım). Mutfağım pırıldı üstelik.
08.30'da kendime mükellef bir kahvaltı hazırladım;Yumurta, ev yapımı portakal reçeli, beyaz peynir, yeşil çizik zeytin, mandıradan gelen miss gibi süt(yoğurttan artan). Bu kahvaltıda bana, güzel sesi ile Lorena Mak Kenıt eşlik etti.
Olmazsa olmaz az şekerli-kallavi kahvemi de içtikten sonra, ver elini Kadıköy..Kitapçılar, eskiciler, kırtasiyeciler derken kendimi Moda'da buldum. Hava güzel, güneş davetkâr, sağlıklıyım, içim kıpır kıpır. Bundan gayrı mutluluk mu var ?
Herkesin çookk güzelbir hafta sonu olsun. Cumartesi günü çalışanlara(!) sabırlar.
12 Mayıs 2011 Perşembe
KİM NE DERSE DESİN;
Karşıyım arkadaş!!! BİR istanbul yeter diye çığlık atasım var. Yaratacağı doğal tahribatı bir yana, onca harcamayı(ki zaten böyle bir paramız da yok-yeni yeni borçlanmalara sebep olacak) ülkenin ihtiyacı olan diğer bölgelerinde tarımı/hayvancılığı yeniden canlandırmaya harcayın. Oralardan İstanbul'a göçmüş insanlar tekrar topraklarına geri dönsünler.Zaten buraya uyum sağlayamayan,işsiz/aşsız olan binlerce insana umut olsun.
İstanbul'u cazibe merkezi haline getirmenin başka yolları da var mutlaka.
-Sana fikrini soran mı var?
-Kimse sormasa da ben söylerim.Kendim söyler, kendim dinlerim.
İstanbul'u cazibe merkezi haline getirmenin başka yolları da var mutlaka.
-Sana fikrini soran mı var?
-Kimse sormasa da ben söylerim.Kendim söyler, kendim dinlerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)